Ağrı Dağı (Ararat- Agiri)

Bazid ovasının kuzeydoğusunda yükselen ve 5165 metreyle sadece Ortadoğu’nun değil, aynı zamanda Avrupa’nın en yüksek zirvesi olan volkanik Ağrı Dağı, büyük turizm potansiyeline sahiptir. Burası dağcılık sporuyla ilgilenenlerin aradığı bütün özelliklere sahiptir. Amatör dağcıların rahatlıkla çıkabileceği kolay güzergâhları olduğu gibi profesyonel dağcıların zorlukla tırmandıkları yerleri de vardır. Tırmanış mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi de önemli bir avantajdır. İşte bu gizemli ve heybetli dağa ulaşmak için Bazid en önemli eşiktir. Asırlardır birçok gezginin uğrak yeri olan ilçe, dağ turizmi açısından uzun yılların donanımı ve deneyimine sahiptir.

Ağrı ve Iğdır illeri sınırları içerisinde bulunan Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı Dağı’nı kapsayan alanın “Ağrı Dağı Milli Parkı” olarak belirlenmesi, Türkiye Çevre ve Orman Bakanlığının 14.10.2004 tarihli ve 6669 sayılı yazısı üzerine, 2873 sayılı Milli Parklar kanununun 3. maddesine göre Bakanlar Kurulunca 01.11.2004   te  kararlaştırılmıştır. Böylece Ağrı Dağı Türkiye’nin 35.Milli Park özelliğine sahip alanı olmuştur.

Çeşitli topluluklar Ağrı Dağını kendi dillerinde adlandırmışlardır. Kürtçe de Gri dax, Türkçede Eğri dağ da denilen Ağrı Dağı’nın en yaygın adı Ararat’tır. Farsçada Kuh-i Nuh, Ermenice de Masis, Arapçada Cebel ûl Haris(Büyük Ağrı) adıyla anılmaktadır. Ararat adının Nuh efsanesinden geldiği belirtilir. M.Ö. Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak bilinen eski Ahid’in(Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir”Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat dağları üzerine oturdu.”(8.Bap 4.Ayet)

Ağrı Dağının ilk tırmanışı kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederic Von Parat tarafından gerçekleştirilmiştir. Son 9 sene boyunca tırmanışa kapalı olan dağ tırmanışlarının tekrar başlatılması 2000 yılının başlarında olmuştur.

Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı dağı, Bazid ilçesinin en önemli sevdası, bir doğa harikasıdır. Yaklaştıkça büyüklüğü ve güzelliği ile insanı hayran bırakan, zirvesinden kar eksik olmayan bu heybetli dağ, bölge insanının yaşamının her kesitine, her karesine yüzyıllardan bu yana damgasını vura gelmiştir. Yüzyıllardır gezginlerin ve bilginlerin dikkatini çeken Ağrı Dağı ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırma ve mitolojiye en çok konu olan dağ unvanını da taşımaktadır. Nitekim Nuh tufanı öncesinde Hz. Nuh ve bindiği geminin sular çekilince bu dağda karaya oturduğu asırlardır söylenegelmiştir. Tarih araştırmacılarının ve bilim adamlarının ilgi odağı olmasının bir nedeni de budur.

 

Bu dağın Bazid ovasından yekpare bir kitle halinde birden yükselivermesi onun şahane görüntüsünün temel sırrı olsa gerek. Himalaya ve Ant’lar gibi ulu dağlarda bu yükselme tabaka tabaka olduğu için, birdenbire yükselen Ağrı Dağının bu görkeminden yoksundur.















BaŞa al